EN   | JA
Tarihi Miras

Abydos Antik Kenti ve ilk Boğaz Köprüsü bugünkü Nara burnunun bulunduğu bölgededir. Abydos’un adı Homeros destanlarında geçmesine rağmen antik kaynaklar kentin M.Ö. 670 yılında Miletos’un kolonisi olarak kurulduğunu aktarırlar. M.Ö. 546 yılında Pers egemenliğine girmiştir. Pers kralı Dareios (Darius), İskitlere karşı yaptığı seferden dönerken M.Ö. 511’de Sestos’tan Abydos’a geçmiştir.

M.Ö 483 yılında Pers kralı Kserkses isyan eden İonya şehirlerine yardım eden Yunanistan’ı ele geçirmek amacıyla Abydos ile Sestos arasında bir köprü kurdurmuştur.

Büyük İskender M.Ö. 334 baharında Sestos’a (Akbaş Limanı) gelerek, Boğazı geçer ve Biga yakınlarında Granikos savaşında Persleri bozguna uğratır. Böylece diğer Anadolu kentleriyle birlikte Abydos’ta Pers egemenliğinden kurtulur. M.Ö. 188 yılında Pergamon krallığı sınırları içinde yer alan Abydos, bu krallığın vasiyet yoluyla Romalılara bırakılması ile Romanın hakimiyeti altına girer. Bizans döneminde önemli bir Piskoposluk merkezi olan Abydos, bu dönemde başkent Konstantinopolis’in anahtarı konumundan dolayı, güçlü sur duvarları ile kuşatılmıştır. Dardanos Kenti ve Tümülüsü Günümüzde Dardanos dendiğinde aklımıza Çanakkale’nin sayfiye yeri gelmekle birlikte, aynı zamanda antik çağlarda önemli bir yerleşim yeridir. Dardanos Tümülüsü Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Dardanos Kampüsü sınırları içindedir. Dardanos kenti adını, Homeros’a göre tanrı Zeus’un oğlu Dardanos’tan alır. Troia kral soyunun atalarının kenti de Dardanos olarak kabul edilirdi. Troas Bölgesi‘nin en erken sikke basan kentlerinden biridir.

Dardanos, bölgenin diğer yerleşimleri gibi, zamanla Perslerle Hellenistik kralların hakimiyetine girmiş ve M.Ö.190 yılında yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur. M.Ö. V. yüzyılın sonlarında Troas’ı Persler adına yöneten Zenis ve karısı Mania buralıdır. Dardanos’un tarih içindeki en önemli rolü M.Ö. 84 yılında Romalı konsül Sulla ile Pontus kralı VI. Mitridates arasında yapılan barış anlaşmasıdır.

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u Fethinden sonra Abydos ve Dardanos sakinlerinin boğazda yapılan kalelerin civarına taşınmasıyla kent boşalmış ve zamanla unutulmuştur. Adı 1915 yılında tekrar duyulur: Antik yerleşimin yanında Dardanos adını taşıyan Osmanlı tabyası boğazın savunmasında önemli görevler üstlenmiştir. Dardanos Tümülüsü, 1959 yılında ortaya çıkarılmış ve dönemin İstanbul Arkeoloji Müzesi arkeologlarından Rüstem Duyuran ve Ergon Ataçeri tarafından kazısı tamamlanarak buluntular Çanakkale Arkeoloji müzesinde Dardanos Tümülüsü salonunda sergilenmektedir. Pişmiş toprak buluntular içerisinde bir Aphrodite heykelciği ayrı bir önem taşır. M.Ö. 4. yüzyılın Klasik Yunan Çağı’nın ünlü heykeltraşlarından Praksiteles’e ait Knidos Aphroditesi’nin küçük bir kopyasıdır. Heykelcik beyaza boyanmış takıları altın yaldızla işlenmiştir.

Kemerdere Roma Su Kemeri Kemerdere Köyü, adını dere üzerine kurulmuş taştan yapılmış oldukça büyük ölçülerde bir kemerden alır. Roma Dönemi’nde suyun bolca kullanıldığı hamamlardan dolayı artan su ihtiyacını karşılamak için yapılan Kemerdere Köyü’ndeki Roma dönemi su kemeri, Troia’nın yirmi kilometre doğusundan kente su taşıyan sistemin bir parçasıdır. Erken İmparatorluk Dönemi yapılarına benzeyen Kemerdere kemeri için, M.S.1. yüzyıl tarihi önerilir.

Fatih Camii

1462 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmış, kentin en eski camisidir. Cami dikdörtgen planlı, tek minareli, kırma çatılı ve Çanakkale’deki Osmanlı Dönemi camileri içinde en büyük olanıdır. Müslüman mahallesi bu caminin etrafında geliştiğinden, burada bir meydan çeşmesi ve Caminin batı yanında hazire olarak adlandırılan küçük bir mezarlık yer almaktadır. Bu hazirede kısa süre Osmanlı sadrazamlığı yapmış Sadrazam Hafız İsmail Paşa’nın mezarı, mezar taşındaki kallavi kavuğu ile diğerlerinden ayrılmaktadır.

Arap İbrahim Paşa (Kurşunlu) Camii

Yukarı Çarşı’nın sona erdiği noktada yer alan cami, kuzeydeki kapının üzerinde mevcut mermer kitabesinden anlaşıldığına göre yanan Çınarlık Camii’nin yerine 1867 yılında Biga sancağı mutasarrıfı Arap İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çanakkale’de Osmanlı Dönemine ait üzeri kurşunlu kubbe ile örtülü tek camidir. Bu nedenle halk arasında adı Kurşunlu Cami olarak söylenir.

Tıflı Camii

Aynalı Çarşı ile Korfmann Kütüphanesinin arasında yer alan tek minareli, kare planlı, kırma çatılı camii Tıflı Camii’dir. Kuzey-batı köşesindeki minarenin tek şerefesindeki hasır örgü şeklinde işlenmiş taş işçiliği dikkat çekicidir.1892 yılında Sultan Abdülhamid zamanında inşa edilmiştir.

Yalı Camii

Kent müzesinin karşısında yer alan Yalı Camii kare planlı, kırma çatılıdır. Kuzey kapısının üzerindeki mevcut mermer onarım kitabesinden anlaşıldığına göre Tavil Ahmet Paşa tarafından yaptırılan ilk caminin yanması üzerine 1854 yılında Miralay Halil Bey’in gayretleriyle yenilenmiştir. Çok sayıda lahdin yer aldığı küçük bir haziresi de bulunmaktadır.

Kayserili Ahmet Paşa Camii

Sarıçay’ın güneyinde yer alan cami Tatarlar Camii olarak da tanınır. 1874 yılında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Sokağa bakan süslü çeşmesi ve bahçesindeki kare planlı piramidal çatılı gösterişli türbe ile diğer camilerden ayrılır. Çokgen planlı türbe Hıfzı Paşa’nın kızı Nedime Hanım’a aittir. 1904 tarihli kitabesi vardır. Çeşmenin üzerinde 1888 tarihli kitabe ile Sultan II.Abdülhamid’in tuğrası yer almaktadır.

Surp Kevork Ermeni Kilisesi

Zafer Meydanı’nda dikdörtgen planı ve gösterişli cephesiyle dikkat çeken taş yapı Aziz Surp Kevork adına inşa edilmiştir. Onaltıncı yüzyılın başında, seksenüç Ermeni ailesinin Çanakkale’ye gelmesini takiben 1669 yılında yapılan kilise 1691 yılında yıkılmış, ardından 1718 yılında Sultan III. Ahmet‘in fermanıyla yenilenmiştir. Kilise 1960 yılına kadar Çanakkale çevresinde bulunan eski eserlerin toplandığı bir depo müze işlevi görmüştür. 1960-1984 yılları arasında Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan bina daha sonra kültür merkezi haline getirilmiştir. 2000 yılında, müze yapılmak üzere restore edilmiş olup günümüzde ise üniversiteye tahsis edilmiştir.

Mekor Hayim Sinagog’u

Çanakkale’nin Musevi Mahallesi havra olarakta bilinen sinagog’un çevresinde geliş- miştir. Mekor Hayim (Hayat Kaynağı) adını taşıyan sinagog’un yüz yirmi yıllık bir geçmişi olduğu söylenir. Hafta içi mesai saatlerinde ziyaret edilebilen Sinagog’da, son yıllarda oluşan bir gelenekle her yıl Ekim ayında İstanbul’dan Çanakkale’ye gelen bir grup Musevi, atalarının mezarlarını ziyaret ettikten sonra, dini bir tören gerçekleştirmektedir.

Askeri Hastane

Çanakkale’nin, Cevat Paşa Mahallesi Havan Tabya sokaktaki Askeri Hastane binası, 1890’lı yıllardan günümüze yarı harabe halinde ulaşmayı başarmıştır. Hastanenin varlığı nedeniyle yapının bulunduğu semtin adı halk dilinde‘Hastane Bayırı Mevkii’ dir. 1914 Birinci Dünya Savaşı ve özellikle Çanakkale Savaşı sırasında Merkez Hastanesi adı altında seyyar ordu sağlık birimleriyle birlikte ‘Ağır Yaralılar Hastanesi’ olarak 1916’ya kadar hizmet etmiştir. Hastane 1915 yılında, işaretlerinin tamam olmasına ve İngiliz haritalarında yer almasına ragmen, aynı gün içinde, iki defa bombalanmıştır. Hastanenin kuzeybatısında ‘Hastane Bayırşehitliği’ bulunmaktadır.

Atikhisar Kalesi

Yeterince çalışma yapılmadığı için hakkında sınırlı bir bilgi sahibi olunan Atikhisar Kalesi (Kuş Kalesi=Gavurhisar) Çanakkale’ye on kilometre uzaklıkta Çan yolu üzerinde yüksek ve sarp bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Osmanlı yapı tekniğini taşıyan gözetleme kuleleri, surları ve sarnıçları bulunan kaleye halk dilinde Gavurhisar da denilmektedir.

Aynalı Çarşı:

Tıflı Camii’ne Zafer Meydanı’ndan girip diğer kapıdan çıkıldığında Aynalı Çarşı’nın önüne ulaşılır. Ünlü Çanakkale türküsünden dolayı Çanakkale’ye gelenlerin ziyaret etmek istedikleri mekanların başında Aynalı Çarşı gelmektedir.

Günümüze erişebilmiş orijinal kapısı ve kitabesiyle dikkat çeken bu çarşının, türküde adı geçen Aynalı Çarşı olduğu düşünülmektedir. Ancak kitabesinde Aynalı Çarşı adı geçmemektedir. Çarşının kırmızı taştan yapılmış kapısı kemerli olup, kemerin kilit taşı, kabartma çiçek desenleriyle süslenmiştir. Kemerin üstünde yer alan kitabe çarşı hakkında bilgi veren en önemli belgedir. Osmanlıca, İbranice ve Fransızca olmak üzere üç dildedir. Osmanlıca kitabede günümüz Türkçesiyle şöyle yazmaktadır: "Adaletliliği ile tanınan Sultan Gazi ikinci Abdülhamid efendimiz hazretlerinin lütuf ve sahip çıkmalarıyla kendine bağlı musevi uyruğundan İlyo Halyo kullarının çabalarıyla yaptırılmış ve gönülde yer tutan çarşıdır. Yıl Hicri Muharrem 1307 (Kasım Aralık 1889)".

Yakın zamana kadar harap durumda olan çarşının restorasyonu 2007 yılında tamamlanarak, Çanakkale’ye özgü hediyelik eşya satan dükkanların yer aldığı, turistlerin ilgisini çeken önemli bir alışveriş merkezi olarak kente kazandırılmıştır.

Saat Kulesi

Saat Kulesi Meydanı, Çanakkale’nin en popüler meydanıdır. İskeleden çarşıya giden yol üzerinde olması, buradaki yaşama hareket ve canlılık katmaktadır. Saat Kulesi kare planlı, yükseldikçe daralan dört kattan oluşmaktadır. Sultan Abdülhamid’in yirminci saltanat yıldönümü olan 1896’da Anadolu’nun pek çok kentinde yaptırılmış saat kulelerinden biridir. Kule 2010 yılında restore edilirken, meydan ve çevresi de 2011 yılında düzenlenmiştir.

Saat kulesinin kitabesinde Çanakkale mutasarrıfı Cemil Paşa tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Ancak kulenin yapımına Emile Vitalis adlı bir tüccarın katkısının olduğundan da bahsedilir. Vitalis aynı zamanda İtalyan fahri konsolosudur. Hastalandıktan sonra tedavi için Avrupa’ya gittiği ve Nis’de öldüğü bilinmektedir. Bıraktığı vasiyetnamede servetinden onbin Fransız altını ile Çanakkale’de bir saat kulesi yapılmasını ve şehre su getirilmesini vasiyet etmiştir. Eski su deposu olarak bilinen belediye beton santralinin yanındaki binanın cephesindeki Osmanlıca ve Fransızca yazılı kitabe bu konuda önemli bir belgedir. ”Emıle Vitalis A La Ville Des Dardanelles 1900” yazısının yer aldığı kitabeden, binanın Emile Vitalis tarafından Çanakkale şehrine armağan edildiği anlaşılmaktadır. Tarihi Okul Binaları

Hasan Mevsuf Sokak’ta yer alan ve okul olarak yapılan iki görkemli bina halen bu işlevlerini sürdürmektedir. 1904 yılında Kala-i Sultaniye Rum Erkek Mektebi ve Kala-i Sultaniye Rum Kız Mektebi olarak yapılmış, 1923 yılında adları Cumhuriyet ve İstiklal olarak değişmiştir.

Nedime Hanım Kız Mektebi

Zafer Meydanı’nda yer alan Nedime Hanım Kız Mektebi, Çanakkale mutasarrıfı Hıfzı Tevfik Paşa’nın amansız bir hastalıktan ölen kızı Nedime Hanım anısına 1904 yılında yaptırılmıştır. Bir kız okulu olarak yaptırılan bina bu işlevini çeşitli adlar altında uzun yıllar sürdürmüştür.

Öğretmenevi Binası

Cumhuriyet Meydanı’ndaki yapı, 1892 yılında mutasarrıf Ziver Paşa tarafından yaptırılmış olup uzun yıllar ortaokul, lise ve öğretmen okulu olarak kullanılmıştır. 2000 yılında restore edilerek günümüzde öğretmenevi olarak hizmet vermektedir.

Çanakkale’nin Tarihi Evleri

Çanakkale’de günümüze ulaşan tarihi evlerin büyük çoğunluğu 1800’lü yıllara aittir. Hakim üslup Ege ve adalar mimarisi olup, malzemesi taş ve tuğladır. Evler genellikle yola cepheli, arka bahçesi olan iki katlı, dar cepheli, bitişik sıra evlerdir. Bunun dışında konak türünde ev örnekleri de görülmektedir. Kordondaki evler konak tipi ev örneklerindendir.

Bunlardan biri mimarisiyle dikkati çeken günümüzde Sahil Sağlık Binası olarak kullanılan binadır. İngiliz levanten Godfrey Whitthall’in burada bulunan evi ve mağazasının yerine, 1929 yılında yapılmıştır.

Bu binanın yakınında en son 2012 yılında restore edilen, gösterişli, beyaz boyalı bir bina dikkat çeker. Alt katı taş, üst katı ahşap bu bina Topçu kumandanı Necip Paşa ve eşi Habibe hanıma ait konaktır. Üst katı Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü alt katı Çanakkale Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.

Kordonda bahsedilmesi gereken bir başka yapı da, bir zamanlar mahvel adını taşıyan ve Atatürk’ü de konuk etmiş orduevidir. Kordon dışında kentin değişik yerlerinde bulunan Çanakkale Mimarlar Odası şubesi, Çanakkale Yazar ve Sanatçı Evi, Çanakkale Barosu, Çanakkale Koruma Kurulu Müdürlüğü binaları restorasyonları yapılarak kente kazandırılan değerlerdendir.

Çanakkale Halk Bahçesi

Kentin ortasında yer alan Halk Bahçesi günümüzde kentin nefes alan akciğerleri gibidir. 1932 tarihli Çanakkale şehir haritasında, Halk Bahçesi’nin adı “Kalvert Bahçesi” olarak geçer. Calvert ailesinin bahçesi olduğu zamanlarda, bahçe Sarıçay’a kadar uzanırken, bahçenin denize yakın kısmına da İtalyan stilinde taştan, görkemli bir bina yapmışlardır. Bina bugün Morabin Parkı olarak bilinen alanda yer almakla birlikte, 1912 yılındaki depremde çatısı çökmüş ve terk edilmiştir. Deniz kenarından Sarıçay’a kadar uzanan, bahçesinde, yaşları yüz yılı geçen ağaç türleri tespit edilmiştir.

Yalı Hanı

Çanakkale’deki çok sayıdaki hanlardan biri de 1800’lü yılların sonlarında yapılmış olmasına rağmen özgün mimarisi korumuş olan Yalı Hanı’dır. Fetvane sokağın en gözde eğlence ve kültür mekanlarındandır. Yalı Hanı’nın eski konuk odaları günümüzde sanat ve kültür faaliyetleri için kullanılmaktadır.

Manfred Osman Korfmann Kütüphanesi

Bir zamanlar Tekelin tütün deposu olan bina restore edilerek 2007 yılında Korfmann Kütüphanesi olarak açılmıştır. 2005 yılında hayatını kaybeden Troia kazıları başkanı Manfred Osman Korfmann’ın kente bağışladığı onbin kitaplık kütüphanesi, Çanakkale Belediyesi öncülüğünde restore edilen bu binada araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Binanın alt katı sergi salonu ve Troia Vakfı’nın idari bölümleri, üst katı ise kütüphane olarak kullanılmaktadır. Her yıl yapılan yeni bağışlarla 20.000’i aşan kitap sayısıyla, yapı kısa zamanda Türkiye’nin arkeoloji alanında önde gelen kütüphanelerinden biri olmuştur.