EN   | JA
Kara Savaşları

Anafartalar–Suvla Koyu Çıkartması:

Gelecek olan 5 tümenin büyük bir kısmının Anafartalar Limanı’na çıkartılmasının ardından, ilk aşamada Kocaçimen-Tekke Tepe hattının ele geçirilmesi, daha sonra Eceabat doğrultusunda ilerlenerek Türk kuvvetlerinin gerisinin kesilmesi planlanmıştır. Bu çıkartmanın kolaylaştırılması amacıyla Arıburnu cephe kesimi takviye edilerek Conkbayırı’na bir taarruz ve Saros Körfezi’ne bir gösteriş çıkartması yapılması da düşünülmüştür.

Çıkartmaya katılacak düşman birliklerinin başında General Stapford bulunmaktadır. Çıkartma 6 Ağustos gecesi saat 22:00’da başlar. İlk etapta 4 taburluk İngiliz birliği karaya çıkar. Karşılarında bulunan bir mangalık Türk gözcü kuvvetinin ateşle karşılık vermesine ragmen, 1 kişi dışında kayıp vermeden kıyıya çıkmışlardır. İngilizlerin 3 taburla 7 Ağustos sabahı Softa Tepe’ye yaptıkları taarruz, buraya yerleştirilen Türk birliklerinin direnişiyle başarısız olmuş, İngilizler, birliklerinin %80’ini kaybetmiştir.

Gelişmekte olan yeni durum üzerine V. Ordu Komutanı, Saros Grubu’ndan bir alayı Anafartalar doğrultusunda harekete geçirerek bölgedeki Yarbay Wilmer ile bağlantı kurulmasını emreder. Öte yandan, durumun kritikliğini görerek, bölgenin sorumluluğunu yüklenebilecek bir komutan arayışına girmiştir. Bu konuda kendisiyle görüşülen Mustafa Kemal “Bütün mevcut kuvvetleri emrime vermekten başka çare yoktur” demiştir. “Bu kuvvet çok gelmez mi?” sorusunu “Az bile gelir” diye yanıtlamış, böylece tüm birlikler kendisine bağlanmış ve Anafartalar Grup Komutanı olarak atanmıştır.

7 Ağustos günü, Softa Tepe’ye yönelen 10. Tümen birliklerine, saat 10:00’da 11. Tümen’in 2 tugayıyla birleşerek Mestan Tepe’ye taarruz etmeleri emredilir. Fakat 11. Tümen birlikleri birbirine karışmış olduklarından taarruz emri uygulanamaz, böylece Mestan Tepe Türk kuvvetinin elinde kalır. Diğer taraftan bir İngiliz taburu Kireçtepe’ye doğru ilerlemiş, buraya yetişen Gelibolu Jandarma Taburu’ndan bir bölük, İngilizler’e karşı koymuş, daha sonra takviye edilerek düşman ilerlemesi durdurulmuştur.

7 Ağustos sabahından itibaren gelişen olaylar karşısında Yarbay Wilmer, Kuzey Grup Komutanlığı’na gönderdiği raporunda takviye istemiştir. 7. ve 12. Türk Tümenleri’nin yolda olduğu, Tayfur’daki Süvari Alayı’ndan iki bölüğün Yarbay Wilmer emrine gönderilmesi bildirilmiştir. 7 Ağustos günü 5 tugaylık büyük İngiliz kuvvetinin, geniş bir alana yayılmış 3000 kişilik Türk birlikleri karşısında zorlanmadan hedeflerini ele geçirmesi ve Çanakkale Boğazı’nı ateş altına alması zor değildir. 9. İngiliz Kolordusu’na bağlı 27.000 kişilik kuvvetin sadece Mestan Tepe ile Karakol Dağı’nın bir bölümünü ele geçirmesi Türkler için büyük bir şans, İngilizler için ise büyük şanssızlık ve başarısızlıktır. Bu büyük İngiliz kuvveti ancak 800 m. kadar ilerleyebilmiştir.

I. Anafartalar Muharebesi:

7. ve 12. Tümenler’in bölgeye gelmesi sonucu, yapılması planlanan taarruza katılacak Türk kuvveti 18.987 kişiden oluşmaktaydı. Yapılan plana göre: 12. Tümen, Kavaktepe-Tekke Tepe Mevkiileri’nde hazırlık mevzisine girecek, gün ışımasıyla Kükürtlüpınar-Sülecik Mestan Tepe çizgisinde bulunan İngiliz birliklerine taarruza geçecekti. 7. Tümen, Büyük Anafarta Köyü doğusunda hazırlık mevzisine girecek, gün ışımasıyla Damakçılık Bayırı doğrultusunda taarruza geçecek, İbrikçe güneyinde bulunan Bursa Jandarma Taburu ile 31. Alay’ın 2. Taburu bu tümenlerle birlikte taarruza katılacak ve bu iki grup arasında bağlantıyı sağlayacaktır.

9 Ağustos sabahı saat 04:00’te Türk kuvvetleri belirtilen doğrultularda taarruza geçmiştir. Yapılan çetin süngü taarruzları ve Türk topçusunun destek atışları sonucu İngilizler’in elinde bulunan bazı önemli tepeler tamamen ele geçirilmiş, özellikle 12. Türk Tümeni taarruz hattı üzerinde bulunan 5 İngiliz taburu eski mevzilerine çekilmek zorunda kalmıştır. Anafartalar Bölgesi’ndeki bu gelişmeler karşısında Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal 9 Ağustos gecesi, birliklerin, bulundukları hattı tahkim ederek savunma için düzenlemeleri emrini verir. Kendisi de 10 Ağustos’ta yapılacak taarruzu yönetmek için Conkbayırı’na hareket etmiştir.

9. İngiliz Kolordu Komutanı, Türkler’in elinde bulunan Anafarta sırtlarını ele geçirmek amacıyla 10 Ağustos sabahı yeniden taarruz için gerekli emirleri verir. Bu taarruz, karaya yeni çıkartılan 53. Territorial Tümeni destek amacıyla tertiplenmiştir. 12. Türk Tümeni cephesine yapılan bu taarruz, birkaç saat süren savaş sonucunda geri püskürtülür. Türk kuvvetleri ağır kayıplar vermesine rağmen mevzilerini boşaltmamış, böylece İngilizler bir başarı elde edememişlerdir.

Aynı gün Anafartalar’daki İngiliz taarruzuna destek amacıyla Conkbayırı’nda da bir saldırı planlanmıştır. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Ovası’ndaki birlikleri denetledikten sonra aynı gece yani 9 Ağustos gecesi yeniden, Conkbayırı’nda bulunan 8. Tümen karargahına döner. Albay Mustafa Kemal, 10 Ağustos sabahı saat 04:30’da baskın tarzında bir taarruz planlamıştı. Bu taarruz, süngü hücumu olacaktı. Bu taarruzu Mustafa Kemal şu şekilde anlatmaktaydı:

“10 Ağustos 1915’te Conkbayırı’nı almak ve bütün Boğaz’a hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. Tümen Komutanı ve diğer subaylarını çağırdım. “Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim, size kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız”diyerek, bu durumdan askeri de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve sürünerek düşmana 20-30 m. yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04:30’da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını anlayamamıştı. Allah! Allah! sesleri bütün cephelerde karanlıkta gökleri yırtıyordu. Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmedi. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha büyük bir hırsla çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gece, parçalanan saatimi, Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa’ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendileri de altın saatini bana hediye ettiler.” Diğer taraftan 9 Ağustos’u 10 Ağustos’a bağlayan gece Kanlısırt’a da ardı ardına hücumlar yapılmış, bir kısım Türk mevzileri geri alınmıştı. Bu taarruzda 47. Alay Komutanı Binbaşı Tevfik Bey ve 15. Alay Komutanı Yarbay İbrahim Şükrü en ileri hatta çarpışırken şehit olmuşlardı.

II. Anafartalar Muharebesi:

I. Anafartalar Savaşı’ndaki başarılı Türk savunması karşısında alınan başarısızlık sonucu General Stapford görevden alınmış, yerine 29. Tümen Komutanı General Lisle atanmıştı. Generale verilen görev, dağılan 9. Kolordu’yu toplamak ve Türk mevzilerine yeni bir taarruz harekatı yapılmasıydı. Üstün İngiliz kuvvetine karşı Türk savunması çok zayiat vermesine rağmen bulunduğu mevzileri bırakmıyordu. 22 Ağustos’ta yapılan taarruzlarda 9. İngiliz Kolordusu’nun tek kazancı Yusufçuk Tepesi’nin batı yamaçlarında bir mevzi parçasıyla, sağ kanadındaki Azmak Dere kuzeyine doğru küçük bir mevzi parçasından ibaretti.

General Hamilton için, Anafartalar Savaşı sonunda elde etmeyi planladığı Kocaçimen-Tekke Tepe hattı, İngiliz kuvvetlerinin güvenliği açısından oldukça önemliydi. Fakat yapılan tüm bu taarruzlar sonucunda hiçbir sonuç alınamamış, tüm planlar iflas etmişti. Anafartalar Savaşı, Çanakkale Savaşı’nın kaderini belirlemiştir. Bu bölgedeki Türk kuvvetinin başına genç, cesur ve sevk idare yeteneği yüksek olan Kurmay Albay Mustafa Kemal’e verilmesi Türkler açısından oldukça büyük bir şans olmuştur.

İngilizler, Seddülbahir Cephesi ve Arıburnu Cephesi’ndeki savaşlarda, planlanan hedeflere artık ulaşamayacaklarını anlamışlardı. Balkanlar’da oluşan yeni gelişmeler yüzünden Çanakkale Cephesi’ndeki birliklerin bu bölgeye kaydırılması kararı alınmıştı. Böylece 8.5 ay süren Çanakkale Cephesi’nin boşaltılma kararı alınmış, bu kararla 20 Aralık’ta Arıburnu Bölgesi’nden İngiliz birlikleri bu bölgeyi tamamen boşaltmıştır.

Çanakkale Savaşlarında Tarafların Kayıpları:

Türkler: 58.650 şehit, 100.177 yaralı, 10.067 kayıp, 21.498 hastalıktan ölen, 64.000 sakat. Toplam 254.392 kişi.
İngilizler: 1.745 subay-26.455 er ölü, 3143 subay-74.554 er yaralı, 353 subay-10.901 er kayıp ve 98.863 sakat, Toplam 216.014 kişi.
Fransızlar: Kayıp, ölü ve yaralı olarak toplam 47.745 kişi.

Alçıtepe (Kirte) Savaşları:

I. Kirte Savaşı (28 Nisan 1915):

Fransız Tümeni’nin de gelmesiyle güçlenen General Hunter Weston komutasındaki İngiliz kuvveti Eski Hisarlık-Zığındere arasındaki bölgede Türk kuvvetlerine karşı taarruz hazırlıklarını tamamlamıştı. Bu taarruz 2 safhada gerçekleşecekti. 1. Safha: Asıl taarruz grubunu oluşturmaktaydı. 29. İngiliz Tümeni, 1. İngiliz Deniz Piyade Tümeni’nden Ason ve Drake Taburları, Kitre yoluyla Yarımada’nın batı kıyıları arasında taarruza geçerek bir yarma yapacaktı. 2. Safha: 5 taburluk Fransız Tugayı harekatın doğu kanadını tutacak aynı zamanda İngilizler’in iç kanadıyla Kirte’ye ilerlemelerini kolaylaştıracaktı. Bu kuvvetlerin karşısında Kolordu’dan alınan emirle 9. Türk Tümeni takviye amacıyla 19. ve 20. Alaylar bölgeye sevk edilmiştir. 29. İngiliz Tümeni 28 Nisan günü saat 08:00’da güçlü donanma ateşi desteğiyle taarruza geçti. Bu taarruz karşısında Türk savaş ileri karakolları geri çekilmiş ve saat 09:00’da iki tarafın asıl kuvvetleri savaşa tutuşmuştu. Batı kanattan taarruza geçen iki deniz piyade taburuyla takviyeli 87. İngiliz Tugayı Yassıtepe’ye ilerlemiş, ne var ki toplam 10 İngiliz taburuna karşı 20. Alay bu taarruzu her seferinde durdurmuş ve ağır zayiatlar verdirmişti. 3. Tabur Komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey ihtiyat grubunu alarak öne fırladı, rastladığı diğer askerleri de emrine alarak karşı siperlere taarruza geçti. Bu ileri hareket öteki birlikleri de canlandırdı. Böylece kaybedilen mevziler yeniden kazanılmış oldu. Diğer taraftan süngü hücumları etkili olmuş, Fransız birliklerinde çözülmeler başlamıştı.

1-2 Mayıs gecesi 20. Alay, karşısındaki İngiliz mevzilerine taarruza geçmiştir. Taktik açıdan baskın niteliğinde düşünülen bu taarruz İngilizler’in sert direnişiyle karşılaşmıştı. Bunun üzerine alay komutanı iki taburun daha muharebeye katılmasını emretti. Burada çok kanlı ve şiddetli muharebeler olmuş, sonunda kendisinden çok daha kuvvetli İngiliz birlikleri ve savunması karşısında, bu hücumlar durdurulmuştu.

3-4 Mayıs gecesi gelen takviye kuvvetlerle birlikte yeni bir gece taarruzu yapılması planlanmıştı. Tasarlanan plana göre 15. Tümen soldaki 7. Tümen birlikleriyle birlikte taarruza geçecek, İngiliz-Fransız kuvvetlerini sağ taraflarından kavrayıp denize dökecekti. Fakat 15. Tümen İstanbul’dan Kilye Koyu’na yeni gelmiş, taarruz bölgesine vardığında yorgundu. Taarruza katılacak Türk kuvveti toplam 7000’i bulmuştu. Karşı tarafta bulunan Fransız kuvvetinin sayısı ise 17.000 kişiydi. Bunun haricinde arkasında deniz ve kara topçusunun desteği de bulunmaktaydı. Bu taarruz neticesinde karşılıklı olarak çok zayiat verilmesine rağmen herhangi bir başarı sağlanamamıştı.

Karşılıklı taarruzlar 4 Mayıs’a kadar devam etti. 4 Mayıs günü Fransız General Amade’nin General Hamilton’a yazdığı raporla “verilen zayiatın altından kalkılamayacak ölçüde olduğu, Senegalli taburlarla yabancı lejyonların tam bir panik ruh haleti içinde artık savaşmalarına olanak kalmadığı, tez elden ve en az bir tugay ile takviye edilmedikleri takdirde Fransız cephesinin güvenlik ve dayanma şansının düşünülemeyeceği” bildiriliyordu. Bütün bunlar Türk süngüsünün eseriydi.

II. Kirte Savaşı (6 Mayıs 1915):

İngiltere Harp Bakanı Lord Kitchener’in Londra’dan çektiği “Daha fazla beklemek çok tehlikeli olur” telsiz emri uyarısını dikkate alan General Hamilton, 6 Mayıs sabahı yeni bir taarruz kararı alır. Ayrıca Harp Bakanlığı’ndan istediği ek kuvvet onaylanmış, 42. İngiliz Tümeni’nin ilk kafilesi olan 125. Tugay Seddülbahir’e ulaşmış, Fransız Tümeni de yoldaydı. Bunların yanı sıra Arıburnu’ndan iki Anzak tugayı da bölgeye sevk edilmişti.

6 Mayıs sabahı İngiliz-Fransız kuvvetleri ilerlemeye başlamış, Türk ileri karakollarıyla temas sağlanmıştı. Birbirleriyle helalleşen Mehmetçiklerin ettiği yeminler “ölünecek fakat tek bir karış toprak bırakılmayacak düşmana” sözleriyle adeta olacakları önceden gösteriyordu. Gerçekten de 7. Tümen insan üstü süngü taarruzlarıyla Fransızlar’a büyük zayiatlar verdiriyor, diğer tarafta 9. Tümen İngiliz kuvvetlerini şaşırtıyor, zekice yapılan harekatlar neticesinde İngilizler, Türkler’in ana kuvvetiyle bir türlü temasa geçemeden ağır zayiatlar veriyordu. Sonuçta, General Hamilton Londra’ya gönderdiği raporun ilk cümlesinde “Hedefime varamadan harekat başarısızlıkla sonuçlanmıştır.” demişti.

III. Kirte Savaşı (4 Haziran 1915): General Hamilton II. Kirte Savaşı’ndaki başarısızlığın moral çöküntüsü içindeydi. III. Kirte Savaşı öncesinde Türk tarafında fazla kayıp verilmesine rağmen moral oldukça yüksekti. Güney Bölge’deki Türk kuvveti toplam 21 Piyade Taburu, çeşitli top ve makineli tüfekten oluşan bir kuvvetti. Karşılarında iki tümenden oluşan 30.000 mevcutlu Fransız Kolordusu, üç tümenden oluşan 31.000 mevcutlu 8. İngiliz Kolordusu bulunmaktaydı.
III. Kirte Savaşı planına gore:
1- Anzak Kolordusu Arıburnu Bölgesi’nde bir gösteri taarruzu yaparak dikkatleri üzerine çekecek.
2- Fransız Kolordusu sağdan, 8. İngiliz Kolordusu soldan taarruza geçecek, iki deniz piyade tugayı ve 87. İngiliz Tugayı ihtiyatta bulunacaktı.

4 Haziran günü saat 08:00’da başlayan yoğun kara ve deniz topçusunun atışını müteakiben taarruz başladı. Yoğun bombardıman neticesinde tek bir canlı kalmadığını düşünen Fransızlar 12. Türk Tümeni cephesine hücum etmiş, ne var ki Türk mevzilerinden açılan çok etkili makineli tüfek ve yoğun piyade atışları karşısında ağır kayıplar vermişlerdi. Yoğun taarruzlar ve Türk kuvvetinin insan üstü gayreti neticesinde Fransızlar ilk mevzilerine geri dönmek zorunda kalmıştı.

Karşılıklı taarruzlar 6 Haziran’a kadar devam etmişti. Gündüz yoğun donanma ateşi desteğiyle ilerlemeye çalışan düşman kuvvetleri az miktarda ele geçirdikleri Türk mevzilerini, gece yapılan Türk süngü hücumlarıyla geri kaybediyorlardı. Bu şekilde devam eden savaşlarda çok büyük kayıplara rağmen planlanan toprakları ele geçiremiyorlardı.

III. Kirte Savaşı’nda İngilizler 4500, Fransızlar 2031, Türkler ise 9000 zayiat vermişti.

Kerevizdere Harekatı (21-22 Haziran 1915):

Fransızlar’ın “Kerevizdere Harekatı”, Türkler’in “83 Rakımlı Tepe Savaşları” olarak adlandırdığı muharebelerdir. Bu harekat planı Fransız Kolordu Komutanı General Gouraud (Guro) tarafından hazırlanmıştı. Taarruz Fransız Kolordusu tarafından gerçekleştirilecekti. Fransız taarruzu 21 Haziran sabahı saat 04:30’da yoğun bombardımanla başlamıştı. Fransızlar ilk hamlede 83 Rakımlı Tepe’yi ele geçirdi. Çetin geçen bu savaşta 2. Tümen çok kayıp vermişti. 12. Tümen’in büyük kısmıyla takviye edilen 2. Tümen karşı taarruzla 83 Rakımlı Tepe’yi tekrar ele geçirmişti. Yoğun bombardımanlarla Türk mevzileri barınılmaz hale gelmişti.

İçleri ceset dolu siperler Fransızlar tarafından tekrar işgal edilmişti. Sol kanattaki başarıyla yetinmeyen General Guro verdiği emirle hedeflerin akşama kadar elde edilmesini söylemişti. Yapılan taarruzlarla 83 Rakımlı Tepe yeniden işgal edildi. 21/22 Haziran gecesi yapılan Türk süngü hücumuyla işgal edilen yerler geri kazanılmıştı. İki gün süren savaşlar neticesinde 600 m.’lik taarruz cephesinde sadece 1. Türk savunma hatlarıyla 83 Rakımlı Tepe işgal edilmişti. Bu iki günlük çetin savaşlarda Fransızlar’ın zayiatı 2500, Türkler’in zayiatı ise 5800 idi.

Zığındere Savaşları (28 Haziran-5 Temmuz 1915):

Kerevizdere Savaşı’nda ağır zayiat veren 2. Türk Tümeni önce ihtiyata çekilmiş, 25 Haziran’da da Asya yakasına intikal ettirilmişti. Bunun yerine 1. Tümen ve 6. Tümen bölgeye sevk edilmişti.

İngiliz Kuvvetleri Çamağacı Sırtı’na taarruz emri almıştı. Taarruz, 28 Haziran saat 09:00’da ağır topçu ve donanma topçu ateşiyle başladı. Zığındere’nin sağ yamacında bulunan 22 makineli tüfek, Türk mevzilerini ateş altında tutmaktaydı. Yoğun taarruzla Zığındere batısında içi yaralı ve şehit dolu Türk mevzileri işgal edilmişti. Zığındere doğusunda İngiliz ilerlemesi durdurulmuştu. İlk gün İngilizler’in elde ettiği başarı elde edecekleri başarıların en büyüğüydü. 28 Haziran’daki ilk gün taarruzunda Türk kaybı 2013, İngiliz kaybı ise 1750 idi. Zığındere Bölgesi’ndeki savaşlar karşılıklı taarruzlarla devam etmişti. 2 Temmuz’da 2. Kolordu Komutanı General Faik Paşa sağ kanattan birliklerin taarruza geçmesini emretmişti. Bu taarruz tamamen bomba ve süngüyle baskın niteliğinde olacaktı. Taarruza katılan 70. Alay Komutan Vekili Binbaşı Reşat Bey’in anlatımıyla taarruz şu şekilde tasvir edilmekteydi.

“Manevralarda hücum edercesine ve subayları en önde bulunduğu halde Allah! Allah! diye haykırarak düşman üzerine atıldı. Ne yazık ki düşman cephesinin tam olarak tahrip edilememesi, arazinin açık bulunması ve bilinmemesi, düşmanın yağmur gibi yağan şarapnel, piyade ve özellikle yandan ateş altına alan fazla sayıda makineli tüfek ateşleri erleri tümüyle eritmişti. Sağ kalan ve düşman siperlerine 30 m. yaklaşan erler de bulundukları yerde baş kaldırmamak koşuluyla barınabilmişlerdi. Bu sırada subayları başlarında olduğu halde ilerlemekte olan 11. ve 12. Bölükler’in erleri takım takım ileriye gönderilmiş, daha yoldayken yarı yarıya şehit olduklarından avcı hatları takviye olunamamıştı.” 2. Kolordu Komutanı, 1. Tümen komutanını sıkıştırarak taarruzların devam etmesini istiyordu. Fakat verilen büyük kayıplar sonucu bu hatta savunmaya geçilmesi kararlaştırılmıştı. Bu taarruzlar 3 Temmuz sabahına kadar sürmüştü. Bu başarısızlık sonucu 2. Kolordu Komutanı Faik Paşa görevden alınmış, yerine Mehmet Ali Paşa getirilmişti. Emrine 3. ve 5. Tümenler de verilerek birlikler takviye edilmişti. Taarruz 5 Temmuz’da yapılacaktı. 3. Tümen altı taburla Zığındere batısından, 5. Tümen dört taburla Zığındere doğusundan taarruza geçecekti. Birlikler 5 Temmuz’da saat 03:45’te süngü takarak ateş açmadan taarruza geçmiş, topçu desteği olmaksızın süngü hücumuna geçen birlikler ağır zayiatlar vermişti. Kolordu komutanı ağır zayiatlara rağmen birlikleri takviye ettirerek yeniden hücuma geçmeleri emrini vermekteydi. Nihayet bu durum aynı gün saat 21:00’de Kolordu Komutanı Mehmet Ali Paşa’nın verdiği emirle son bulmuştu.

8 gün süren kanlı Zığındere Savaşları’nda yaklaşık 16.000 zayiat verilmişti. Buna rağmen düşmanın zayiatı oldukça azdı. Zığındere Savaşları’nın bu şekilde sona ermesi sonucu Güney Grup Komutanı Weber Paşa, Liman Von Sanders’in emriyle 6 Temmuz’da görevden alınmış yerine Vehip Paşa getirilmişti.

Seddülbahir Bölgesi’nde olan savaşlar sonucu İngilizler ve Fransızlar hiçbir hedeflerine ulaşamamış, büyük kayıplar vermişti. Bunun sonucunda 23 Kasım 1915’te İngiliz Harp Meclisi Yarımada’nın tamamen boşaltılmasına karar vermiş 20 Aralık 1915’te Arıburnu Bölgesi, 9 Ocak 1916’da Seddülbahir Bölgesi boşaltılmıştı.

Kumkale Oyalama Çıkarması:

V. Ordu komutanı Liman Von Sanders, Boğaz Bölgesi’nin savunmasında ağırlığı Saros Körfezi ve Anadolu yakasında Beşige Koyu çevresine vermişti. Düşüncesine göre İntepe, Erenköy, Kepez ve Çanakkale’de bulunan topçu mevzilerini tehdit eden, kilit noktasını oluşturan Erenköy Mevzileri’nin ele geçirilmesiyle Boğaz’ın savunması ciddi sarsıntıya uğramıştı. Liman Von Sanders, Başkomutanlığa sunduğu bu raporunda oldukça haklıydı. General Hamilton’un Fransız Komutanlığı’na 18 Nisan’da verdiği emirle, Gelibolu Yarımadası’na çıkacak ana kuvvetlere yardım ve boğaz girişinde bulunan Türk kuvvetlerinin tespit edilmesi amacıyla Kumkale’ye çıkartma yapılması, buradaki Türk birliklerinin imha edilmesi, yine aynı birliklerin Avrupa yakasına taşınması istenmiştir. Ayrıca bu harekata destek amacıyla Beşige Koyu’na da bir gösteri çıkarması yapılacaktı.

Fransız Filosu, 25 Nisan saat 04:30’da plan gereği Kumkale önlerine geldi ve 05:15’te bombardıman başladı. Akıntılar yüzünden Fransız Tugayı ancak saat 10:00’da kıyıya ayak basmışt, aynı saatlerde Beşige kıyılarında olan Fransız birlikleri öğlene doğru yoğun sis sebebiyle harekattan vazgeçmiş ve geri çekilmişti.

26 Nisan’da yapılan çeşitli taarruzlar neticesinde asıl hedeflerine ulaşamayan Fransız kuvvetleri 26 Nisan’ı 27’sine bağlayan gece geri çekilmişler ve Gelibolu Yarımadası’nda gerçekleşen muharebelere destek vermek amacıyla bu bölgeye sevk edilmişlerdi.

Arıburnu Bölgesindeki Muharebeler:

Liman Von Sanders çıkartmalar hakkındaki yanlış hükümleri sebebiyle, Yarımada’nın savunmasına sadece 9. Tümen’i vermiş, 19. Tümen’i de Bigalı Köyü ve Maltepe Mevkii’nde ihtiyatta bırakmıştı. 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 27. Alay’ı Azmak Dere-Çamtepe arasındaki bölgeyi savunmakla görevlendirmişti. 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey bir taburunu bu savunma bölgesine serpiştirmişti Alayın geri kalan kuvveti Eceabat yakınlarındaki Top Zeytinlik Mevkii’nde toplu halde bulunmaktaydı.

General Hamilton’un genel harekat planında Arıburnu Bölgesi için Avustralya ve Yeni Zelandalılar’dan oluşan 2 tümenli Anzak Kolordusu ile 2. Tali Filo görevlendirilmişti. Baskın etkisi bakımından ilk çıkartma karanlıkta yapılacak, bütün kolordu 1 günde karaya çıkartılacak, Türk savunması felce uğratılacaktı. Yapılacak bu harekat ile birlikte Boğaz’ın hakim tepeleri işgal edilerek Eceabat doğrultusunda ilerlenerek Seddülbahir Bölgesi’ne çıkan birliklerin kuzey kısmı korunacaktır. Ayrıca buradaki Türk kuvvetlerinin kıyıyla bağlantısı kesilip, Kilitbahir Platosu’na taarruz için başkomutanlık emri beklenecekti.

Arıburnu Çıkarması:

24 Nisan 1915’te saat 14:00’de Mondros üssünden hareket eden Anzak Kolordusu ile yüklü gemiler ve 2. Tali Filo, 25 Nisan’da çıkarma noktasına 9 km. mesafedeki buluşma noktasına ulaşmıştı. İlk hücum dalgasını oluşturan 1500 kişilik birlik Kabatepe Bölgesi’ne doğru ilerlemeye başladı. Ne var ki, kıyı akıntıları yüzünden kuzeye doğru sürüklenmiş, Kabatepe kumsalı yerine Arıburnu kıyılarına düşmüşlerdi. Bu kıyıları gözetleyen 2. Takım’ın iki mangası sahilde, 2. Takım’ın geri kalanı Takım Komutanı Asteğmen Muharrem komutasında küçük Türk birliği Haintepe’de bulunan mevzilerden yoğun ateşle kıyıya çıkan birliklere zayiatlar verdiriyordu. Sağ kalanlar Arıburnu kıyı eteklerine sığınarak canlarını kurtarabilmişlerdi. Mevzilerin iki tarafının kuşatılmasına rağmen savunmayı sürdüren bu küçük Türk birliği, yaralanan takım komutanı ve sağ kalan az sayıdaki asker geri çekilmişti. Kısa süre içerisinde Kanlısırt’ı ele geçiren düşmanın ilerlemesi, Kabatepe’deki Türk bölüğü ve bataryasının direnişiyle durdurulmuştu. Büyük bir özveriyle çarpışan zayıf Türk birlikleri geri çekilmeye başlamış, böylece düşman Conkbayırı doğrultusunda serbest kalmıştı. Arıburnu’nda Balıkçı Damları Mevkii’ni korumakla görevli 8. Bölük’ün bir takımı buraya çıkan Anzak taburunu durdurmayı başarmıştı. Üstün düşman kuvveti karşısında bu takım geri çekilmiş, böylece Cesaret Tepe işgal edilmişti.

27. Alay aldığı emir üzerine harekete geçerken Kabatepe’den gelen bir telefon haberiyle, Anzaklar’ın iki taburla Arıburnu’na çıktığını, burada kanlı savaşların olduğunu, çıkartmaların sürdüğünü ve düşmanın Kanlısırt, Kırmızı Sırt ve daha kuzeydeki sırtları ele geçirdiğini öğrenir. 27. Alay Komutanı, Kemalyeri-Merkeztepe hattı üzerinden taarruz kararı verir ve Alay saat 08:00’de taarruza geçer. 27. Alay’ın taarruzu gelişmiş ve Karayürek Deresi’ndeki Anzak ileri hatları tamamıyla temizlenmişti. Tüm bu gelişmeler olurken, 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, yoğun silah seslerinden ve gelen raporlardan çıkartmanın başladığını ve çok çetin geçtiğini anlamıştı. 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’e şu mesajı gönderdi: “Düşman, Arıburnu’na yaklaşık 1 tabur asker çıkarmıştır ve bu kuvvet Kocaçimen istikametinde ilerlemektedir. 19. Tümen’in 1 taburu bölgeye gönderilmelidir.” Mesaj gelince Mustafa Kemal bu bölgeye 1 taburun yeterli olmayacağını düşünerek 57. Alay’ın tamamının derhal hazırlanmasını ve yola çıkmasını emretti. Bu emirle 57. Alay saat 08:00’da Kocaçimen Tepe’ye doğru hareket etti. Saat 09:40’ta buraya ulaşan alaya verilen 10 dakikalık molanın ardından kendisi Conkbayırı’na çıktı ve düşman karşısında Balıkçı Damları Mevkii’nden geri çekilen Türk askerleriyle karşılaştı. İşte burada, bu bölgedeki savaşın gidişatını değiştirecek bir olay gerçekleşti. Bu olayı bizzat Mustafa Kemal şu şekilde anlatıyordu.

“Niçin kaçıyorsunuz?” dedim. “Efendim, düşman” dediler. “Nerede?” “İşte”, diye 261 Rakımlı Tepe’yi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 Rakımlı Tepe’ye yaklaşmış ve kemali sebesiyetle ileri doğru yürüyordu.” diye ekler. Kaçan efrada:
“Düşmandan kaçılmaz” dedim.
“Cephanemiz kalmadı” dediler.
“Cephaneniz yoksa süngünüz var” dedim ve bağırarak süngü taktırdım, yere yatırdım. “Kazandığımız an bu andır” diye eklemektedir.
Yanında bulunan yaverini 57. Alay’ın bölgeye ulaşarak savaşa girmesi emrini vermesi için geriye gönderir. Saat 10:00’da 57. Alay’ın bir taburunu, düşmanın kuzey kanadını tutacak şekilde yerleştirir. Bu kuvvetlere Mustafa Kemal şu tarihi emrini verir:
“Size ben taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Siz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir”.
Bu emirle buradaki kuvvetler taarruza geçer ve önüne çıkan Anzak gruplarını silip süpürür. Bu taarruzu General Hamilton şu şekilde anlatır: “Gebe dağlar Türk doğurmakta devam ediyor. Bizim mevzimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlardı.” Bir İngiliz yazar o günkü taarruzları şu şekilde anlatmaktadır:
“Müttefik Devletler için harekatın en kötü rastlantısı, bu deha sahibi küçük rütbeli (Yarbay Mustafa Kemal) Türk komutanının tam o anda, o noktada (Conkbayırı) bulunmasıydı. Çünkü, aksi taktirde Anzak Kolordusu pekala o gün Conkbayırı’nı ele geçirebilirdi. Savaşın kaderi o anda belli oldu.”

26 Nisan günü 72. ve 77. Alaylar’ın da gelmesi ve bölgedeki tüm birliklerin taarruzuyla Kılıçbayırı doğusu-Kırmızı Sırt doğusu-Kanlısırt-Albayrak Sırtı’nın gerisi alınmış, böylece İngilizler’in tüm planları alt üst olmuştu. Fakat Kanlısırt’ı tutmakla görevli 77. Alay’ın içinde bulunan çok sayıda Arap erlerinin, donanmanın yoğun bombardımanı karşısında kaçması yüzünden Kanlısırt düşman eline geçmişti.

27 Nisan’da 64. ve 33. Alaylar bölgeye sevk edilerek 19. Tümen’in emrine verilmişti. Bu alayların gelmesiyle başlatılan taarruzla Anzaklar Cesarettepe ve Bomba Sırtı güney yamaçlarına geri püskürtülmüş, hatta bir kısmının sandallara atlayarak kaçmak istedikleri bile saptanmıştı.

28 ve 29 Nisan günlerinde bölgede bir durgunluk hakimdi. Her iki taraf da siper kazmakta ve mevzilerini güçlendirmeye çalışmaktaydı. Bu durumdan istifade eden Yarbay Mustafa Kemal 3. Kolordu Komutanlığı’ndan ek kuvvet istemiş, bu istek doğrultusunda 125. Alay 28. Nisan’da Bigalı Köyü’ne gelerek 19. Tümen emrine girmişti. Aynı gün Anzaklar kıyıya bir tugay daha çıkarmışlar, bölgedeki mevzilerini kuvvetlendirmişlerdi. Bu durum Nisan sonuna kadar devam etmiş, 30 Nisan’da Mustafa Kemal’e padişah adına Gümüş İmtiyaz Madalyası gönderilmişti. Bu madalyanın yazısının bir cümlesinde: “Geceli gündüzlü süren harbi, başarılı bir şekilde idare ederek her an başka bir surette tecelli etmekte olan fedakar hizmetinizin sürüp gitmesini bekler, bütün kalbimle sizi kutlarım.” yazmaktaydı..

1 Mayıs’ta 19. Tümen Komutanlığı’nca bir taarruz yapılması planlanmıştı. Bu plana göre taarruzun ilk hedefi Bomba Sırtı batısı-Boyun Noktası-Merkez Tepe çizgisi olacaktı. İkinci hedef Haintepe ekseninde olacak şekilde geliştirilecek ve böylece Anzak kuvvetleri çıkış yerlerine sıkıştırılarak denize dökülecekti.

Taarruz 1 Mayıs saat 05:00’da Türk topçusunun ateşiyle başlamıştır. İngiliz donanmasının karşı ateşi ve düşman makineli tüfekleri yüzünden çok ağır zayiatlar verilmiş, özverili mücadelelere rağmen taarruzlar durmuştu. Boğaz boğaza yapılan çarpışmalar neticesinde düşmanı mevzilerinden söküp atma hedefi gerçekleşememişti. Siperler arası mesafeler 8-10 metreye kadar düşmüştü. Bu taarruzdan itibaren bölgedeki savaşlar rutin siper savaşlarına dönüşmüş, küçük çaplı baskınların haricinde büyük taarruzlar olmamıştı. 11 Mayıs’ta Çanakkale Cephesi’ni denetlemeye gelen Enver Paşa, Arıburnu cephe kesiminde İngilizler’in denize dökülmesini amaçlayan yeni bir taarruza geçilmesi görüşünü bildirmiş ve bu doğrultuda bir karar alınmıştı, İstanbul’dan 1 taze tümen hareket etmiş ve 18 Mayıs’ta bölgeye gelmişti. Alınan karar Mustafa Kemal’e bildirilmiş ve gerekli planlamalar yapılmıştır.

18 Mayıs gecesi başlayacak olan bu taarruz baskın niteliğinde planlanmıştı ve 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa tarafından yönetilecekti. 4 tümenlik bu kuvvet 3,5 km.’lik dar bir şerit üzerinde taarruza geçecekti. İlk önceleri bazı birlikler düşman siperlerini ele geçirirse de düşman makineli tüfeklerinin yoğun ateşi karşısında büyük zayiatlar verir. Bu mevzilerdeki taarruzlar adeta katliama dönüşmüştür. Bu olay karşısında taarruzlar durdurulmuştu.

Bu başarısızlığın nedenleri:

1- Taarruza derinlik kazandırılamaması, 4 tümenin 3.5km.’lik bir alana sıkıştırılması.
2- Baskın niteliğinde planlanması ve 3. Kolordu karargahından ısrarla yapılan uyarılara rağmen gece yarısından itibaren 2. Tümen cephesinde hafızların yüksek sesle ezanlar ve dualar okuması, 2. Tümen bandosunun marşlar çalması.
3- Özellikle merkez hatta taarruz öncesi siperlerin çok yoğun doldurulması (metre başına 14 insan). 4- Asıl darbeyi vuracak 2. Tümen’in ilgili subaylarının gündüz cephede ön keşif yapmaması.

Bu kanlı taarruzdan sonra bölgedeki savaşlar yeniden siper savaşlarına dönüşmüş, Haziran ve Temmuz dönemlerinde karşılıklı olarak herhangi bir ilerleme kaydedilmemişti. Aynı durum Seddülbahir Bölgesi için de geçerliydi. General Hamilton, eldeki kuvvetlerle Çanakkale sorununun çözülemeyeceğini anlamış ve hükümetten yeni kuvvetler istemişti. Churchill’in ısrarı ve Lord Kitchener’in desteğiyle Hamilton’un 5 yeni tümenle daha takviye edilmesi kararlaştırılmıştı.

Çanakkale Savaşlarını tüm detayları için Çanakkale 2015 100. Yıl Savaşları sitesini ziyaret edebilirsiniz.